Merhaba!
Aslen esas olan tapu kütüğünde adına kayıtlı olmayan bir taşınmazın satış vaadine konu edilmesi mümkün olmakla birlikte sözkonusu satış vaadinin tapu kütüğüne şerh verilebilmesi için satış vadinde bulunan adına tapu kütüğünde tescilin varlığını aramak gerekmektedir. Örneğin A'nın satış vaadi suretiyle iktisap ettiği taşınmazı daha adına tescil ettirmeden B'ye yaptığı satış vaadi sözleşmesinin tapu kütüğüne şerhi mümkün değildir. Ancak M.K. 705. maddesi (Eski 633. mad.) "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrÜ® icra, işgal, kamulaştırma hÜ¢lleri ile kanunda öngörülen diğer hÜ¢llerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hÜ¢llerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
maddenin son cümlesinden ben her ne kadar tescilsiz iktisaplarda da tasarufta bulunulabilmesi için tapuya tescilin şart olduğu anlasamda. Genel Müdürlüğümüzün aksi yönde talimatları bulunmaktadır. (Muris adına kayıtlı gayrimenkullerin satış vaadine konu edilip bunun tapu kütüğüne şerh verilebileceği doğrultusunda.) Bu talimatlar karşısında satış vaadinin bir tasarruf şekli olmadığını düşünmek gerekiyor kanısındayım.
Taşınmazın Belediye'ye olan borçları ile tapu olarak ilgilenmiyoruz. Vergi borcu nedeniyle kanu hacizi işlenmediği müddetçe.
492 sayılı harçlar kanunun 12. madesine göre "Satış vaadi sözleşmeleriyle, irtifak hakkı tesisi vaadi sözleşmelerinin tapu siciline şerhinde, sözleşmede yazılı bedel ile kayıtlı değerin yüksek olanından, bedelsiz olanlarından kayıtlı değerden" binde 5,4 oranında harç tahsil edilir. buradan da anlaşılacağı üzere satış vaadi sözleşmesinde yapılan değerin emlak vergisi değerinden az olup olmadığını aramak gerekir.
Tapu Sicil Tüzüğünün 55/c maddesine göre "Alım (iştira),sözleşmeden doğan ön alım (şuf'a),satış vaadi,bağışlama vaadi ve kat karşılığı inşaat hakkı için noterce düzenlenmiş sözleşme" aranmalıdır hükmü karşısında sözlemenin tapu sicil Müdürlüklerince düzenlenemeyeceği anlaşılmalıdır. Noterlik Kanunun 60. maddesinin 3. fakrası da bu görevi noterlere vermiştir.
Satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhi sırasında veraset intikal vergi ilişiğini aramak yersiz olur. Ancak Hükmen veya rızaen alıcı adına tescili talep edildiğinde VİV ilişiğini kestirmek gerekir.
Satış vaadi lehdarının vaade konu taşınmazın adına tesciline karar verilmesi yönünde dava açma yetkisi vardır. Yine mahkemeden tescil için gerekli ön işlemler mevcut ise bunlarıda talep etme yetkisi vardır. İsim tashihi ve iştirakin feshi gibi. Gerisi mahkemenin takdirine...
Satış vaadi sözleşmesi'nin kütüğünden terkininde 492 Sayılı Harçlar kanununun 14. pozisyonu gereğince terkin harcı alınması gekerir. Harcın mutabı işlebi talep edendir. Bu nedenle Tapu Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edilmez. Yine terkin talebi olduğunda satış vaadi ile ilgili olarak mahalli hukuk mahkemelerinden bu konuda dava açılıp açılmadığını yazılı olarak aramak doğru olacaktır. Ve yine bkz. "Tapu sicil müdürleri taleple yükümlü olmaları yanında terkin işleminin gerektirdiği harcın ödenmesinden de sorumlu olduklarından beş yıllık süreyi dolduran satış vaadi şerhlerinin tapu sicil müdürlüklerince re'sen terkini mümkün değildir. (TKGM. 1.6.1995 T. 2135 sy. Talimat)"
Yine vaad lehdarının herzaman için vadin yerine getirilmesi mümkün olmadığı durumlarda sözleşmede belirtilen tazminatları mahkemeden isteme hakkı vardır. Sözleşmede tanminat kararlaştırılmamış ise sözleşme bedeli faizi ve ispatlanabilen zararların tanminini satış vaadinde bulunandan talep ve dava hakkı her zaman saklıdır.
Kolaylıklar dilerim...